Tıbbi Hata (Malpraktis) Nedeniyle Tazminat: Görevli Mahkeme, Süreler ve İspat
Av. Berk İşcan · 21 Ekim 2026 · 3 dk okuma

Tıbbi müdahale sonrasında beklenmeyen bir zarar ortaya çıktığında hastaların ve yakınlarının ilk sorusu genellikle "kime, nerede ve ne zamana kadar başvurabilirim?" olur. Bu sorunun cevabı, tedavinin özel bir sağlık kuruluşunda mı yoksa kamu hastanesinde mi yapıldığına göre önemli ölçüde değişir. Bu yazıda tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddialarında izlenebilecek hukuki yolları genel hatlarıyla ele alıyoruz.
Malpraktis ve komplikasyon ayrımı
Tıbbi uygulama hatası, hekimin tıp biliminin kabul ettiği standartlara ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda hastanın zarar görmesidir. Komplikasyon ise her türlü özen gösterilmesine rağmen ortaya çıkabilen ve tıbben öngörülebilen istenmeyen sonuçtur. Bu ayrım sorumluluğun belirlenmesinde belirleyicidir: Zarar bir komplikasyondan kaynaklanıyorsa, hekimin sorumluluğu kural olarak hastanın bu risk hakkında usulüne uygun şekilde aydınlatılıp aydınlatılmadığına bağlı olarak gündeme gelir. Aydınlatılmış onam konusu ayrı bir yazımızda ele alınmıştır.
Özel hastane ve özel muayenehanelerde
Hukuki ilişkinin niteliği
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre özel hastane veya hekim ile hasta arasındaki ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâlet sözleşmesi niteliğindedir. Hekim, vekil sıfatıyla işi özenle yürütmekle yükümlüdür; özel hastane işleteni de çalıştırdığı hekim ve personelin seçimi ve denetimi bakımından sorumludur.
Görevli mahkeme
Vekâlet sözleşmeleri 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına alındığından, 28 Mayıs 2014'ten sonra açılan davalarda uygulamada görevli mahkeme kural olarak tüketici mahkemesidir. Örneğin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2069, K. 2023/2343 sayılı kararında, hekim, hastane ve hekimin mesleki sigortacısına karşı açılan tazminat davasında davacının tüketici konumunda olduğunu ve görevin tüketici mahkemelerine ait olduğunu belirtmiştir. Tüketici mahkemelerinde görülen bazı uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olduğundan, somut uyuşmazlık bakımından bu şartın aranıp aranmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı
Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinin 5. bendi uyarınca vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2982, K. 2024/3055 sayılı kararında, doktor ve özel hastane ile hasta arasındaki ilişkinin vekâlet sözleşmesinden kaynaklandığını ve zamanaşımı süresinin beş yıl olduğunu vurgulamıştır. Süre kural olarak zararın öğrenilmesiyle işlemeye başlar. Ayrıca Kanun'un 72. maddesi uyarınca tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir suçtan doğmuşsa, bu daha uzun süre uygulanabilir.
Kamu hastanelerinde
Hizmet kusuru ve tam yargı davası
Devlet hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet üniversitesi hastanelerinde sunulan sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hastanelerdeki tıbbi uygulamalardan doğan zararlar için idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak, idari yargıda tam yargı davası açılır. Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci fıkrası gereği, kamu görevlisi olan hekime doğrudan dava açılamaz; dava idare aleyhine açılmalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13000, K. 2023/525 sayılı kararına konu dosyada da devlet hastanesinde görevli hekime karşı adli yargıda açılan dava bu gerekçeyle reddedilmiştir.
İdareye başvuru süresi
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesine göre, idari eylemden hakkı ihlal edilen kişi, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmalıdır. İstek reddedilirse ya da otuz gün içinde cevap verilmezse, dava açma süresi içinde (idare mahkemelerinde kural olarak altmış gün) tam yargı davası açılabilir. Danıştay içtihatlarında öğrenme tarihi çoğu zaman zararın ve kusurun ortaya konulduğu sağlık raporu veya belgeye göre belirlenmektedir; ancak bu tarih somut olaya göre değişebileceğinden sürelerin temkinli hesaplanması önemlidir. Yanlış yargı yolunda açılan davalar süre kaybına yol açabilir.
İspat ve bilirkişi incelemesi
Malpraktis davalarında kusurun varlığı genellikle Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından oluşturulan bilirkişi heyetlerinden alınan raporlarla belirlenir. Bu nedenle hasta dosyası, epikriz, ameliyat notları, onam formları, tetkik sonuçları ve görüntüleme kayıtlarının eksiksiz temin edilmesi büyük önem taşır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 16. maddesi uyarınca hasta, sağlık durumuna ilişkin dosya ve kayıtları doğrudan ya da vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir.
Ceza sorumluluğu
Tıbbi uygulama sonucunda ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, olay Türk Ceza Kanunu'nun taksirle öldürme (m. 85) veya taksirle yaralama (m. 89) hükümleri kapsamında da değerlendirilebilir. Ceza soruşturması ile tazminat süreci birbirinden bağımsız yürüyebilir; ancak ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları tazminat davasında da önem taşıyabilir.
Sonuç
Malpraktis iddialarında doğru yargı yolunun seçilmesi, sürelerin kaçırılmaması ve tıbbi kayıtların erken aşamada güvence altına alınması sürecin sağlıklı ilerlemesi bakımından belirleyicidir. Her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez.
İlgili yazılar

Sağlık Hukuku
Aydınlatılmış Onam: Hekimin Bilgilendirme Yükümlülüğü ve İspat Yükü
Tıbbi müdahaleden önce hastanın nasıl ve hangi konularda bilgilendirilmesi gerektiği, komplikasyonlarda aydınlatmanın önemi ve ispat yükünün kimde olduğu; Yargıtay kararları ışığında.
21 Ekim 2026 · 3 dk okuma

Sağlık Hukuku
Sağlık Verileri ve KVKK: Hasta Kayıtlarına Erişim Hakkı ve Gizlilik Yükümlülüğü
Sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri olarak korunması, 2024 değişikliğiyle KVKK'nın 6. maddesindeki işleme şartları, hastanın kayıtlarını inceleme ve suret alma hakkı ile sağlık kuruluşlarının yükümlülükleri.
21 Ekim 2026 · 3 dk okuma

Sağlık Hukuku
Hekimin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu: Temel İlkeler ve Güncel Düzenlemeler
Hekimin sözleşmeden ve haksız fiilden doğan hukuki sorumluluğu, hastane ve idarenin sorumluluğu, taksirle öldürme ve yaralama suçları, 7571 sayılı Kanun'la artırılan cezalar ve iki sorumluluk türünün birbirinden bağımsızlığı.
21 Ekim 2026 · 4 dk okuma