Mirasın Reddi: Üç Aylık Süre, Hükmen Ret ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Av. Berk İşcan · 22 Ekim 2026 · 3 dk okuma

Bir yakının vefatıyla birlikte mirasçılar, mirasbırakanın yalnızca mal varlığını değil borçlarını da devralır. Terekenin borçları varlıklarından fazlaysa mirasçılar, Türk Medeni Kanunu'nun tanıdığı mirası reddetme hakkı sayesinde bu borçlardan sorumlu olmaktan kurtulabilir. Ancak bu hak, süreye ve belirli davranış kurallarına bağlıdır.
1. Kimler mirası reddedebilir?
TMK'nın 605. maddesine göre yasal mirasçılar da vasiyetname ile atanmış mirasçılar da mirası reddedebilir. Ret, kural olarak her mirasçı için ayrı ayrı değerlendirilir; bir mirasçının reddi, diğerlerini bağlamaz.
2. Süre: üç ay
TMK'nın 606. maddesine göre miras üç ay içinde reddedilebilir. Bu süre:
- Yasal mirasçılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten,
- Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için, tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten
işlemeye başlar. Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi bu süreyi uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir (TMK m.615).
3. Ret nasıl yapılır?
TMK'nın 609. maddesine göre ret, mirasçılar tarafından sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Sulh hâkimi beyanı tutanakla tespit eder; süresinde yapılan ret, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğe yazılır ve isteyen mirasçıya reddi gösteren bir belge verilir. Ret beyanının avukat aracılığıyla yapılması hâlinde, vekâletnamede mirasın reddi için özel yetki bulunması gerekir.
4. Ret hakkını ortadan kaldıran davranışlar
TMK'nın 610. maddesine göre yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ayrıca ret süresi dolmadan:
- Mirasçı sıfatıyla tereke işlerine karışan,
- Terekenin olağan yönetimi veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işlem yapan,
- Tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden
mirasçı, mirası reddedemez. Örneğin terekedeki bir aracın satılması veya mirasbırakanın banka hesabındaki paranın çekilip kullanılması bu sonucu doğurabilir. Buna karşılık, zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin dolmasını önlemek için dava açılması ya da icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.
5. Süre kaçırıldıysa: hükmen ret
TMK'nın 605/2. maddesine göre ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre bu durumda üç aylık süre uygulanmaz; mirasçılar, mirası zımnen kabul etmiş sayılmalarını gerektiren bir davranışları bulunmadıkça, terekenin borca batık olduğunun tespitini alacaklılara karşı açacakları bir davayla her zaman isteyebilir veya kendilerine karşı açılan dava ya da takipte bunu savunma olarak ileri sürebilir (örneğin Yargıtay 7. HD, E. 2023/4412, K. 2024/3725, T. 11.09.2024).
Bu davada mahkeme, ölüm tarihi itibarıyla terekenin aktifini (taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, şirket payları) ve pasifini (borçlar) bankalar, tapu ve trafik müdürlükleri ile diğer kurumlardan yapacağı araştırmayla ayrıntılı biçimde tespit eder. Dava, mirasbırakanın alacaklılarına karşı açılır.
6. Ret sonrasında ne olur?
- En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse, tereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda bir değer kalırsa hak sahiplerine verilir (TMK m.612).
- Ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, mirasbırakanın ölümünden önceki beş yıl içinde ondan aldıkları ve paylaşımda geri vermekle yükümlü olacakları değerler ölçüsünde alacaklılara karşı sorumlu olur. Olağan eğitim giderleri ve âdet üzere verilen çeyiz bu sorumluluğun dışındadır (TMK m.618).
Sonuç
Terekenin borçlu olduğu konusunda şüphe varsa, ölümden sonraki ilk üç ay içinde tereke mallarına dokunmadan durumun araştırılması ve gerekirse sulh hukuk mahkemesine ret beyanında bulunulması en güvenli yoldur. Bu süre kaçırılmışsa, terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu durumlarda hükmen ret yolu hâlâ açık olabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklarda hukuki destek alınması önerilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez.